19 Haziran 2008 Perşembe

Annemlerin Bahçe

Havalar ısınınca annemlerin bahçede oturma zamanı gelmiş oldu.Annemlerin masalarını koyup çay içtiği çiçek bahçesinin üstünde dut ağaçlarından biri olunca bütün bahçe yere düşen dutlarla pislendi.


Önce işe dutu silkeyerek üzerindeki olgun dutların yerlere düşmesini engellemekle başladık.Bütün saksıları temizledik,bahçe duvarlarını kireç ile boyadık.Yeşilliklerin arasındaki bembeyaz duvarların görüntüsü harika oldu.






Temizlediğimiz saksıları bahçe duvarları üzerindeki setlere yerleştirdik.Boş olan saksılara annemle yetiştirdiğimiz çiçek fideleri ile küçük süs biberlerden ektik.Onları da yine setlere yerleştirdik.


En son masamızla sandalyelerimizi de temizleyip bahçeye yerleştirdikten sonra bahçe çay saatleri ve akşam sıcaktan yanan evden dışarı çıkıp nefes almak ,sohbetler yapmak için hazır hale geldi. Bir yanda Körfez'in manzarası, bir yanda birbirinden güzel ağaçlar çiçekler arasında olan bahçemizde böylelikle sezonu açmış olduk.

Karadutun Faydaları

Annemlerin bahçesinde iki büyük dut ağacı var.Bizim çocukluğumuz o ağaçlarda geçti.Ağacın ortadan ikiye ayrılan büyük dallarından bir tarafı birimizin diğer tarafı da öbürümüzün evi olurdu,ağacın tepesinde evcilik oynardık.


Rahmetli dedem sağken dut sepetlerine ağacın en yukarılarından iri iri tutları toplar,her zaman dut zamanını bekleyen dedemin mudavimi olan müşterilerine satardı.Belli aralıklarla da hepimiz bir araya gelir,ağacın altına bez bir tente tutar,dedem de ağaçtan ulaşamadığı yerlerdeki dutları silkelerdi.Tepsi tepsi dutları bütün mahalledeki komşulara dağıtırdık.



Dedem vefat ettikten sonra evde ağaca çıkan kimse kalmadı.Ben bir de teyzem her geldiğimizde mutlaka ağaca çıkıp dut toplarız.Geçen hafta da teyzem ağaca çıkıp sepetle dut topladı.Sonra da ağaçta yetişemediği dalları silkeledi,biz de babaannem,annem, ben ve teyzemin küçük kızı ile aşağıda tente tuttuk,tepsi tepsi dutları mahalledeki komşulara dağıttık.


Biz böyle bir nimeti bahçemizde bulduğumuz için çok şanslıyız.Karadutun faydaları saymakla bitmez,hele olgun dutları yediğinizde sanki şerbetli bir tatlı yiyormuş gibi oluyorsunuz.

Karadutun Faydaları

* Halsizliği, aşırı yorgunluğu giderir
* Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir
* Kanı temizler anemi hastalarına tavsiye edilir
* Kan basıncını düşürür
* Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalı
* Mide salgılarını arttırır
* Sindirimi sistemini düzenler
* Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlar
* Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabilir
* Uykusuzluğa iyi gelir.

18 Haziran 2008 Çarşamba

Büryan

Büryanı bizim çocukluğumuzda babaannem yapardı , o zamanlar çocuk olduğumdan pek fazla beğenmezdim açıkcası.Son zamanlarda soğan kavrularak yapılan iç pilavlar tek başına bile çok hoşuma gitmeye başladı.Maksat pilavı soğan kavurarak yapmak olunca aklıma büryan yapmak geldi.


Tabi tarifi aslında tam olarak hatırlayamıyorum.Benim için eskilerde kalan uzun zamandır da yemediğim bir lezzet.Düşündüm içinde neler olabilir diye,hatırladığım kadarıyla bir büryan yapmaya çalıştım.Fakat babaannemin yaptığında sanırım domates de vardı çünkü rengi kırmızıya dönük oluyordu,ben domates koymak istemediğim için bu şekilde yaptım,gerçekten çok lezzetli oldu.

Her zamanki gibi bir veya iki kişilik yemek yaptığımdan tarifi iki kişiye göre veriyorum.Kişi sayısına göre malzemeleri arttırabilirsiniz.Güveciniz yoksa borcamda veya başka bir tepside de yapabilirsiniz.

MALZEMELER ( İki Kişilik )
  • 1 kase pirinç
  • 1 orta boy soğan
  • 1 kase sote doğranmış et
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • tuz

YAPILIŞI

1 . Tavaya yarım çay bardağı sıvı yağı ( isterseniz tereyağı da kullanabilirsiniz ve yağın miktarını arttırabilirsiniz,ben genelde yemekleri az yağlı yapmaya çalışıyorum )koyun ,etleri tavada iyice soteleyin.

2 . Etler sotelenirken 1 adet orta boy soğanı yemeklik doğrayın.Yarım çay bardağı sıvı yağı tavaya koyun ve doğradığınız soğanları kavurun.

3 . Pirinçleri yıkayın ve soğanlarla beraber bir müddet kavurun.Tuzunu ilave edin.


4 . Kavurduğunuz pirinç ve soğanı bir güvece alın,üzerine sotelediğiniz etleri serin.Üzerine gelecek kadar sıcak su koyun.

5 . Güveçlerin üzerini alüminyum folyo ile kapatın.Önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında pilav suyunu çekinceye kadar pişirin.

17 Haziran 2008 Salı

Spaghetti Carbonara


Aslı Spaghetti ile olan benim "pennette lizce" yle yaptığım bu tarifin yapılışını Martha Stewart'ın programında izledim. Yemeği ünlü bir italyan restauranının şefi yaptı ve restaurantın neredeyse en pahalı yemeklerinden biri olduğunu söyledi.


Onlar bu restaurantta makarnalarını elbette ki kendileri yapıyorlar ve bazı makarnaları taze bazılarını ise kurutulmuş olarak kullanıyorlar.Aslında Türk Mutfağı'nın dışındaki yemekleri çok tercih etmem fakat bu şekilde yapılan makarnanın inanılmaz lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Ben bazı malzemeler bulunmadığından onların yerine elimde olanları kullandım ve iki kişilik yaptım.Orjinal tarife buradan ulaşabilirsiniz.Eğer benim gibi makarnayı soslarla tatlandırmaktan hoşlanıyorsanız bu tarifi mutlaka ama mutlaka denemelisiniz.
MALZEMELER
  • 2 kase makarna ( Gerçek tarif spaghetti ile ben pennette lizce kullandım. )
  • 2 su bardağı su
  • 1 kase sote doğranmış et
  • 1 kase parmesan ( ben antep peyniri kullandım)
  • 1 yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 çay kaşığı tuz

YAPILIŞI

1 . 2 su bardağı suyu tencereye koyun,ocağın altını yakın.Yüksek ateşte kaynatın.

2 . Kaynayınca 1 çay kaşığı tuz ve 1 tatlı kaşığı ayçiçek yağı ile 2 kase makarnayı ekleyererk karıştırmak suretiyle yaklaşık 10-15 dk. kadar pişirin.


3 . Makarna pişerken bir tavaya 2 yemek kaşığı zeytinyağını koyun ve sote doğranmış 1 kase eti ilave edin.Eti karıştırarak iyice soteleyin.Soteleme esnasında arada bir makarnanın suyundan kaşıkla alıp etlerinizin bulunduğu tavaya aktarın.



4 . Etler piştiğinde ve makarnalar suyunu çektiğinde ( ben makarnayı suyunu süzmeden çektiriyorum,siz süzmek isterseniz daha fazla su kayabilirsiniz.) makarnaları etlerin bulunduğu tavaya alarak karıştırın.


5 . 1 yumurta sarısını iyice çırptıktan sonra makarna ve etlerinizin üzerine ekleyin ve hemen pişmemesi ve her yerine dağılması için hızlıca karıştırın.Parmesan peyniri ( veya başka bir peynir) üzerine serperek karıştırdıktan sonra servis yapın.

16 Haziran 2008 Pazartesi

Zeytinli Cevizli Ekmek






Evde yapılan ekmeklerin tadı bir başka oluyor doğrusu.İçine istediğiniz malzemeleri ekleyerek zengin ve damak tadınıza uygun bir ekmek elde edebiliyorsunuz.İster çay saatlerinde isterseniz de yemeklerle birlikte afiyetle yiyebileceğiniz bir tad çıkıyor ortaya.

Zeytinli Cevizli Ekmek tarifini P.D.Ç.S.E.-25 ' e ev sahipliği yapan sevgili Hülya ' ya gönderiyorum ve kendisine kolaylıklar diliyorum.



MALZEMELER
  • 2 yemek kaşığı maya
  • 1 su bardağı ılık su
  • 5 kase beyaz un ( isterseniz tam buğday unu ile de yapabilirsiniz)
  • 3 kase ılık su
  • 3-4 çay kaşığı tuz
  • 1 kase iri dövülmüş ceviz
  • 1 kase zeytin ( çekirdekleri ayıklanmış)
  • 1 çay kaşığı toz şeker

YAPILIŞI

1 . 2 yemek kaşığı mayayı 1 su bardağı ılık suda açın. 1 çay kaşığı toz şekeri de ekleyerek karıştırın.Birkaç dakika dinlendirin.




2 . 3 kase unu , 3-4 çay kaşığı tuzu , hazırladığınız mayayı ve 3 kase ılık suyu geniş bir kapta iyice yoğurun.İlk aşamada cıvık bir hamur elde edeceksiniz.Bu şekilde malzemelerin iyice birbirine karışmasını ve kalan unu yavaş yavaş ekleyerek hamurun kıvamını daha iyi ayarlayabilirsiniz.2 kase unu yavaş yavaş yoğurarak ilave edin.Yumuşak kıvamlı bir hamur elde edene kadar yoğurun ve üzerini bir bezle örterek 1 saat kadar dinlenmeye bırakın.

3 . Hamurunuz mayalandığında elinizle yoğurarak ( elinize almakta zorluk çekerseniz ellerinizi biraz unlayarak bu işlemi yapabilirsiniz.) altını yağladığınız bir tepsiye ( ben yuvarlak borcam kullandım ) kabın şekline göre yerleştirin ve önceden 10 dk. kadar 100 dereceye ısıtıp kapattığınız fırında yaklaşık 1 saat kadar daha dinlendirin. ( Hamur fırındayken kontrol etmeyi ihmal etmeyin,yeteri kadar mayalandığında 1 saat dolmadan da alabilirsiniz )

4 . Hamurunuz dinlendikten sonra bıçakla ortasına bir yuvarlak yapın ve yuvarlağın etrafından kabın kenarlarına doğru bölmelere ayıracak şekilde kesin.Üzerine biraz un serperek unu yaydırın.

5 . Önce 220 dereceli fırında 30 dk., daha sonra 180 dereceye düşürerek bir yarım saat daha pişirin. ( Kendi fırınınızın ayarına göre üzeri iyice kızarıp içini çekecek şekilde zamanı ve dereceyi ayarlayabilirsiniz.Ben kendi midi fırınımda 220 derecede 40 dk.'da pişiriyorum,annemin fırını turbo olduğu için onda bu şekilde pişirdim. )

6 . Üzeri kızarıp içi çektiğinde fırını kapatıp,tepsiyi fırından çıkarıp üzerini bir bezle örterek 15-20 dk. kadar dinlendirip servis yapabilirsiniz.

15 Haziran 2008 Pazar

Kapanca Sokak ve Çevresi


Bu hafta biraz yoğun geçince birkaç gündür bloğa fazla zaman ayıramadım.Çok fazla internete bile giremediğim bu 3-4 günde anladım ki tam bir internetkolik olmuşum.Çünkü değil birkaç günü birkaç saat bile girmesem sanki dünyadan habersizmişim gibi geliyor.


Cuma günü annemlerle ananem için İzmit'te ev ararken keşfettiğimiz Kapanca Sokak ve çevresindeki eski İzmit evlerine hayran kalınca kendimi fotoğraf makinem elimde evlerin sokakların resmini çekerken buldum.Ve bizim ev bakmak amacıyla çıktığımız gezi birden gerçek amacından saptı diyebilirim,görmek için gittiğimiz ev de istediğimiz gibi olmayınca annemler de kendilerini bu işe kaptırdı ve biz daha önce hiç girip çıkmadığımız bu sokakları gezip yeni keşiflerde bulunmaya başladık ve her ne kadar istediğimiz evi bulamadık diye üzülsek de bu ev aramaktan daha fazla hoşumuza gitti diyebilirim.

Bunca senelik İzmitli olmama rağmen daha önce bu eski evlerin bulunduğu sokakları hiç görmemiştim.Belediye tarafından koruma altına alınan bu evlerin birçoğu yıkılma tehlikesiyle başbaşalar aslında.Bazıları ise yine belediyenin desteğiyle restore edilerek sahipleri tarafından kullanılıyor.

Bir tanesi olan Pembe Köşk ise yine restore edilip restaurant olarak hizmet veriyor ki,hem dışı hem de iç dizaynıyla eskiyi yansıtan tarihi havasından hiç ödün vermeden günümüze kadar gelmiş nadir kültür miraslarımızdan.

Böyle eski evlere meraklı olanlarınız var mıdır bilmiyorum ama ortası arnavut kaldırımlarıyla döşenmiş dar bir yol kenarındaki bir sokak boyunca uzanan bu şahane evler benim içimde çok farklı duygular uyandırdı.Bir zamanlar burada yaşayan insanların neler yaptığı nerelerde oturup neler konuştuğu geçti aklımdan.

Belki bir çeşme başında sohbetler edilirdi,belki de kapı önlerinde selam verirdi komşular birbirine.Baktığınız zaman ahşap bir yapıdan ibaret olan Kapanca Sokak 'taki bu eski evler çok şeyler düşündürdü bana ve bu tarihi mirasın korunuyor olması çok çok mutlu etti beni.

10 Haziran 2008 Salı

Enginarlı Bebek Çorbası

Geçen gün arkadaşım Meltem'e gittiğimde bebeği için hazırladığı yemeği görünce fotoğraflayıp herkesin beğenisine sunmak istedim.


Biliyosunuz günümüz dünyasında televizyonda ,sohbetlerde,gazetelerde ,dergilerde en yoğun işlenen konu sağlıklı beslenme.Organik besinler tüketmeliyiz,yediklerimiz doğa olmalı,mutlaka sebze-meyve yemeliyiz gibi birçok söz söyleniyor.Sebze meyve yemekle de bitmiyor,her sebze meyvenin de doğal olmadığı ,bitkilerin tohumlarıyla oynandığı iddia ediliyor.Bunların doğruluğuna da inanmamak imkansız.


Hal böyle olunca bizler de mutfakta hangi malzemeleri kullanacağımızı şaşırıyoruz,hele de çocuklar sözkonusu olduğunda yedireceklerimizi seçerken ince eleyip sık dokuyoruz ister istemez.

Arkaşadım da bu nedenle bebeğinin yemeklerini hazırlarken malzemelerin en emin yerlerden ve organik olanlarını tercih ediyor.Dikkat ettiği bir diğer nokta ise kızının yemeklerine zeytinyağı koyması ve asla tuz koymaması.Uzmanlara göre fazla tuz bebekler ve çocuklar için zararlı,1 yaşını doldurmamış bebeklerin günde 1 gr. ' dan fazla , 1-6 yaş arasındaki çocukların ise 6 gr.'dan fazla tuz almaması öneriliyor.Bebeğin 0-3 yaş arasındaki beslenmesi temel alışkanlıklarını ileriki yaşlardaki sağlığını etkileyecek önemli bir etmen olduğundan bu yaşlarda beslenmeye oldukça özen gösterilelidir ki yeni nesil annelerin eskisinden daha çok dikkat ettiğine eminim.



MALZEMELER
  • 1 küçük patates
  • yarım küçük havuç
  • 1 yemek kaşığı kadar kıyma
  • 1 tatlı kaşığı bulgur
  • 3-4 yaprak semizotu
  • 5-6 maydanoz
  • 1 küçük enginar
  • 1 çay kaşığı zeytinyağı
  • 1,5 su bardağı su

YAPILIŞI

1 . Patatesleri ,havuçları ve enginarı küp doğrayın.

2 . Bir tencereye 1,5 su bardağı su koyun.

3 . Hazırladığınız patatesleri,havuçları ,enginarı ve 1 yemek kaşığı kıymayı suya atın.Kaynamaya bırakın.

4 . 5-10 dk. kaynadıktan sonra 1 tatlı kaşığı bulguru ekleyin.

5 . 2-3 dk. sonra semizotu ve maydanozları ekleyerek kaynatmaya devam edin.

6 . Tüm sebzeler pişince 1 çay kaşığı zeytinyağını ekleyin ve ocağın altını kapatın.

7 . Mikserden geçirdikten sonra bebeğinize afiyetle yedirebilirsiniz.

9 Haziran 2008 Pazartesi

İzmit'te Dolu Yağdı


Pazar günü sabahtan hava günlük güneşlik olunca öğleden sonra kendimizi dışarıda buluverdik.Tam arkadaşlarla buluştuk,Sapanca tarafına mı gitsek diye düşünürken bir anda hava kapandı ,rüzgar esmeye başladı.Yanımızda bir de arkadaşımın bebeği olduğundan olduğumuz yerden ayrılma fikrinden vazgeçerek,yağmura yakalanmadan kapalı bir yere sığınmanın mantıklı olacağını düşünerek kendimizi hemen bir restauranta attık.

Biz içeri girer girmez rüzgar daha da hızını arttırdı ve şiddetli bir yağmur derken dolu yağmaya başladı.Kafelerin önünde dışarıda oturan,mağazaların arasında çocuklarıyla gezen insanlar; bu aniden geliveren yağışın karşısında çil yavrusu gibi dağıldılar.İki dakika içerisinde dışarıda tek bir insan bile kalmamıştı.Herkes mağazalara veya yeme-içme yerlerine sığındı.


Biz dolu başlamadan kapalı bir mekana geçebilen şanslı kişilerden olarak oturduğumuz yerden dışarıda yaşananları izlemeye koyulduk.Bir yandan da bulunduğumuz yerden bir süre uzaklaşamayacağımızı düşünerek yemeğimizi orada yemeğe karar verdik.




Yemekler oldukça lezzetliydi.Daha önce denemediğim bir lezzet olan Güveçte Yörük Kavurma oldukça ihtişamlıydı.İçerisinde kuşbası et,küp şeklinde doğranmış domates,biber,pastırma vardı ve üzerine kaşar peyniri serpilmişti.Güveçte Köfte ise özel domates sosuyla farklı ve denenebilir bir lezzetti.

Yağmur diner dinmez kendimizi yine mağazaları gezerken bulduk.Ama iyi ki daha erken davranıp Sapanca tarafına gitmemişiz,daha sonra öğrendiğime göre dolu nedeniyle Sapanca-İzmit yolunda araçlar trafikte devam edemeyip kenara çekmek zorunda kalmışlar.

Yağmur çamur derken yine de dostlarla geçirilen güzel bir tatil günü oldu.

7 Haziran 2008 Cumartesi

Gülen Kurabiyeler-P.D.Ç.S.E.-25


Bir etkinlik olduğunu duyunca katılmadan edemiyorum.Sevgili Hülya 'nın ev sahipliğini yaptığı P.D.Ç.S.E.-25 'in davetini alınca hemen düşündüm önce elimde neler var diye ve geçen hafta yapmış olduğum ve siteye koymaya henüz fırsat bulamadığım bu kurabiyeleri etkinlik için göndermeye karar verdim.

Aslında diyette olduğumdan hamur işlerini elimden geldiğince yapmamaya ,yapsam bile fazla yememeğe çalışıyorum.Yine internette bloglar arasında gezinip yeni tarifler keşfetmeye çalışırken, Pastacı Kız 'da gördüğüm bu tarife dayanamayarak hemen mutfağın yolunu tuttum.

Tabi orda gördüğüm tarifle yetinsem yine iyi , Tuğba ' nın yaptığı kelebek kurabiyeleri görünce onlara da heveslendim.İkisinde de aklım kalınca Pastacı Kız' daki tarifle hazırladığım hamuru ikiye bölüp,bir kısmıyla gülen kurabiyelerden, bir kısmıyla da kelebek kurabiyelerden yapmaya çalıştım.



Ama ben acele edip bir an önce pişirmeye heveslendiğimden hamuru Tuğba gibi dolapta fazla bekletmeden yapınca görünüşleri onun yaptığı kadar güzel olmadı ama tadı oldukça güzeldi.Ben bir tane yiyebildim ( diyetten dolayı ) , kalanını eşimle işyerinde yemeleri için gönderdim.

MALZEMELER
  • 125 margarin
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 çay kaşığı tarçın veya zencefil ( ben tarçın kullandım )
  • 2 su bardağı un
  • üzeri için bitter çikolata

YAPILIŞI

1 .Tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde edin. ( Ben hem gülen kurabiyelerden hem de kelebek kurabiyelerden yapacağım için,hazırladığım hamuru ikiye böldüm.Bir parçayı gülen kurabiyeler için ayırdım,diğer parçayı tekrar ikiye bölerek 2 yemek kaşığı kakako ilave ederek tekrar yoğurdum. )



2 . Hamuru 15 dk. buzdolabında dinlendirdikten sonra unlanmış tezgahta merdane ile açıp yuvarlak kalıplarla şekiller çıkarın.( Ben yuvarlak kalıbım olmadığından hamurdan ceviz büyüklüğünden parçalar koparıp elimde yuvarlayıp bastırarak yaptım.Kelebek şekillerin yapılışını Tuğba sitesinde çok güzel anlatmış zaten oradan bakabilirsiniz.)


3 . Yağlı kağıt serili fırın tepsisine koyun,önceden ısıtılmış 170 dereceli fırında üzerleri kızarmadan beyaz kalacak şekilde pişirin.


4 . Kurabiyeleri fırından çıkarıp biraz soğumalarını bekledikten sonra,benmari usulu erittiğiniz bitter çikolata ile göz ve ağız yapın. ( Ben kurabiyelerin bazılarının tamamının üzerine eritmiş olduğum çikolatadan döküp daha sonra dövülmüş ceviz serptim.)

6 Haziran 2008 Cuma

İdil'in Örgü Kolleksiyonu


Sevgili arkadaşım Meltem'in sevimli mi sevimli tatlı mı tatlı kızı İdil'in gardolabını ziyaret edince birbirinden güzel bu el emeği örgüleri görüntülemeden edemedim.



Minik İdil'in öyle mankenlerden altta kalır yanı da yok hani.Annesi de zevkli biri olunca böyle şık bir kolleksiyon ortaya çıkıyor.


Aslında bebeklere yapılan alışverişler anne karnında ,hatta bazen daha hayallerdeyken başlıyor sanıyorum.Fakat bu güzel cicili bicili kıyafetleri görüp de heveslenmemek almamak ya da örmemek çok zor hakikaten.Her şeyin küçüğü güzel derler ya o mini mini kıyafetlere de insan dayanamıyor canım.
















Beyaz elbiseyi İdil Hanım'ın ananesi tığ ile örmüş.Sıcakyaz günlerinde kız çocukları için oldukça şık bir elbise.Züleyha teyzenin ellerine sağlık ben bayıldım.
















Örgü battaniyeler bebekler için çok kullanışlı oluyor.Ben İdil için yünden bir battaniye örmüştüm.


Meltem'le annesinin hünerli ellerinden çıkan bu battaniye merserize ipten örülmüş.Beyaz kısımlar şiş ile haroşa,motifler farklı renklerde tığla yapılıp birleştiriliyor. Erkek çocukları için de mavi tonlarıyla yapılabilir.

















İdil'in minik örgü ayakkabılarını Meltem'in bir arkadaşı tığ ile örmüş.Bu şirin ayakkabıların tığla önce tabanını sonra da üst kısmını örüyorsunuz.Yine tığla bağcık kısmını yapıp bir inci düğme dikerek tamamlıyorsunuz.















Çok sade ve güzel bir bebek yeleği. Bebek hediyesi olarak örülebilir.















İdil'in ayakkabı kolleksiyonu şimdiden böyle olursa ilerde ne olur düşünemiyorum.Ama minik ayaklara da ne giyse yakışıyor yani.
















Meltem'in ananesinin ördüğü içli dışlı birtakım.Bu güzel elbisenin üzerine alınan bir de bolerosu var.















Kuruveze gelen merserize ipten yapılmış şık bir yelek.





















Şirin tulum sevgili ananenin eseri. Ananeler babaneler marifetli olunca bebekler şanslı oluyor.


















Hırka ile içli dışlı şık bir takım. Merserize iple örülmüş.

















İster sıcak günlerde tek giydirin, isterseniz serin yaz akşamlarında hırkasıyla birlikte.






















Sevgili İdil'e Pınar teyzesinin hediyesi .Minik toplar tığ ile yapılıyor.İnci düğmeler ve fırfırla yaka ve kol kısımları süslenerek kız bebeklere yakışır bir şıklıpa ulaşılmış oluyor.

4 Haziran 2008 Çarşamba

Tel Şehriye Pilavı


Bir süredir kardeşim ders çalışmak için bana geldiği için öğle yemeklerini paylaşabileceğim biri oluyordu yanımda.Ama sınav yaklaştığı için ders çalışmayı bırakınca ben de öğle yemeklerini yine eski usulde olduğu gibi tek başıma yemeğe başladım.


Çocukluğumdan beri kalabalık sofralara alışık olduğumdan yalnız yemek yemek o kadar zor geliyor ki , öğleleri uzun uzadıya sofralar kurmak yerine tek porsiyonluk lezzetler pişirip bilgisayarın karşısına geçip yiyorum ben de.

Tel Şehriye Pilavı da yalnız yenen öğle lezzetlerinden biri...

MALZEMELER ( 1 Kişilik )

  • Yarım su bardağı tel şehriye
  • 1 su bardağı sıcak su

  • 1 tatlı kaşığı tereyağı

  • tuz
  • ceviz ( iri dövülmüş )

YAPILIŞI

1 . 1 tatlı kaşığı tereyağını tencerede eritin.

2 . Tel şehriyeleri ekleyerek kavurun.


3 . Şehriyeler kavrulduğunda tuzu ve ı su bardağı sıcak suyu ekleyin.




4 . Şehriyeler suyunu çekerken cevizleri havanda iri dövün veya rondoda iri çekin.




5 . Pilav suyunu çekince ocağın altını kapatın,karıştırdıktan sonra servis tabağına alıp ,üzerine ceviz serperek servis yapın.
HOBİ SEPETİ & Örgüler - Yemek Tarifleri - Takılar - Gezi - Elişleri - Dekorasyon & HOBİ SEPETİ